>

7 Eylül 2017

İzmit Karamürsel de Bir Cennet Başdeğirmen Tesisleri

Merhaba sizleri şahane bir yer ile tanıştırmak istiyorum. Yanı başınızda İstanbul a çok ta uzak olmayan bir yerde İzmit te, doğayla iç içe, yemyeşil bir yerde muazzam bir köy kahvaltısı ister misiniz? o zaman burası tam size göre, biz eşimle bir çok kez gittik çünkü orası bir kere gidip sonrasında yine tercih edebileceğiniz bir yer.



Park yerleri mevcut arabanızı kolaylıkla park edebilirsiniz. Saat olarak çok geçe kalmayın derim saat 10:30 gibi iyice dolmaya başlıyor İstanbul dan akın akın geliyorlar bilginiz olsun. O gün hava ne kadar sıcak olursa olsun orası serin şöyle bir titriyorsunuz o yüzden yanınıza şal, gömlek, hırka gibi bir şeyler alırsanız iyi olur. İstanbul dan yaklaşık 2 saat gibi sürüyor. Biz 26 Ağustos'ta gittik o güne denk gelen evlilik yıldönümümüzü bu sene bu şekilde kutladık.


O gün yine şahane bir kahvaltı yaptık neler yok ki kahvaltıda;
Zeytin ve peyniri bile çok leziz yanına güveçte fırında yapılmış sucuklu yumurta, güveçte eritilmiş peynir, güveçte kaşarlı mantar, sigara böreği, patates kızartması, reçel, bal, kaymak, tereyağı, acılı sos bu liste uzar gider:)
 ve şahane bir ekmek hem de kızartılmış..






Doğası çok güzel demiştim kahvaltı sonrasında içerisinde bulunan yollardan doğayı keşfe çıkabilirsiniz. Yaz mevsiminde güzel ama en güzel ilkbaharda yeni yeni canlanan doğaya şahitlik etmek inanın harika rengarenk çiçekleri bol bol görmeniz mümkün bu mevsimde.


Buraya bir tek kış mevsiminde gelmedim onun haricinde diğer 3 mevsimde de gördüm, ama tesisin içerisinde ki şömine ve postlar kışın da harika olduğu izlenimini verdi bana, lapa lapa yağan kar eşliğinde şömine ateşi sizce de muazzam değil mi?






Burada konaklama imkanınız da var. Renkli küçük evlerde konaklayabilirsiniz. Konaklayanlar için yaz mevsiminde havuz da var, güneşlenip serinleme imkanınız mevcut. Bir de alabalık tesisi olduğu için Alabalıkları yetiştiği yerde görebilir, eşsiz Alabalık lezzetini tadabilirsiniz.


Bu renkli merdivenler o gün giderken yol üzerinde denk geldiğimiz Karamürsel'in içerisinde bir nokta bayıldım hemen çekildim.


Başdeğirmen tesisleri...


Alabalık havuzları..




Sonrasında o bölge de tabelasını gördüğümüz ama hiç gitmediğimiz aşıklar tepesine gittik şahane bir manzara karşıladı bizleri, burada da kahvaltı var isterseniz burada da yapabilirsiniz, ancak kahvaltınıza manzara mı doğa mı eşlik etsin karar size kalmış.




Bambaşka bir gezi de buluşmak dileğiyle sevgiyle kalın..

Gezmek insanın ruhunu besler, kişiliğini geliştirir...
Devamını Oku »

29 Ağustos 2017

Ekonomik Şıklığın Adresi Trendbende

Merhaba çok sevdiğim çok ta ekonomik bulduğum Trendbende ile tanıştırmak istiyorum sizleri. Her stile hitap eden, her zevke kolayca ulaşmanızı sağlayan bir giyim alışveriş sitesi. Seçenekler o kadar çok ki hangisine bakacağınız şaşırıyorsunuz.



Görmüş olduğunuz elbiseyi buradan aldım. Tabi alırken başka şeylerde ekledim sepetime çünkü başlayınca tek bir tane ile kalmanıza imkan yok:)  Erkek, kadın, çocuk olmak üzere her cinsiyete göre bulmanız mümkün. Bunlarla da kalmıyor Aksesuar, çanta, ev tekstili olmak üzere bir çok kategoriye de yer vermişler. Outlet dükkanıyla da en uygun olanları bulmanız mümkün. Hem ekonomik hem güzel şeyler arıyorsanız mutlaka buraya bakmalısınız. Bir çok kredi kartı da geçmekte yani sizi zorlayacak hiç bir şey yok:)

Trendbende adıyla harika bir de blogları var modayı burada yakından takip  edebilirsiniz.

Ne denir ki şıklığınıza ufak dokunuşlar Trendbende de haydi tıktık.. 

Devamını Oku »

23 Ağustos 2017

Kullanım Kolaylığı ve Estetik Bir Arada

Derin dondurucuların faydalarını anlatarak zamanınızı almayacağım, uzun süreli gıda depolama için başka bir seçeneğin olmadığını zaten biliyorsunuzdur. Henüz bilmiyorsanız da, bu yılki Kurban Bayramı’nda öğreneceksiniz zira etleriniz buzdolabı içerisinde en fazla bir hafta dayanacak! Yani ister et, isterse de diğer gıdalar için uzun süreli depolama yapmak istiyorsanız, bir derin dondurucu kullanmanız gerekiyor. Bu bakımdan iki seçeneğiniz var: yatay ve dikey derin dondurucu modelleri. Yatay olanlar bir sandığı andırıyor ve kapakları üst kısımda yer alıyor. Dikey olanlar ise aynı bir buzdolabı gibi: Kapakları ön kısımlarında bulunuyor ve (isminden de tahmin edebileceğiniz gibi) dik şekilde kullanılıyorlar. Ben, tercihimi dikey derin dondurucu modellerinden, hatta daha net söyleyecek olursak, UED 5170 DTK A++ modelinden yana kullandım.
                                                               
Neden derseniz, her şeyden önce Uğur Soğutma markası güven veriyor. 60 yılı aşkın bir süredir derin dondurucu üretiyorlar ve bu nedenle benzersiz bir uzmanlıkları bulunuyor. Unutmayın, bu cihazları on yıllar boyunca kullanmak için alıyorsunuz ve he sağlamlıkları, hem de servis ağlarının yaygınlığı önem taşıyor. Uğur Soğutma, her iki bakımdan da beklentilerimi fazlasıyla karşılıyor. Gelelim tasarıma: UED 5170 DTK A++, dikey bir derin dondurucu modeli. Ben bu tasarımı seviyorum zira kullanması daha pratik geliyor: Aynı bir buzdolabı gibi rahatça kullanabiliyor, hatta buzdolabının yanına koyarak uyumlu ve estetik bir görünüm elde edebiliyorsunuz (ben öyle yaptım, tavsiye ederim). 
UED 5170 DTK A++ yalnızca 46 kilo, yani kimseyi çağırmama gerek kalmadan bir köşeden diğerine kolayca taşıyabiliyorum. İç hacmi 170 litre, sadece benim değil, komşularımın gıdalarını bile depolamaya yetiyor! A ++ enerji sınıfında olduğu için, neredeyse hiç elektrik harcamıyor. En sevdiğim özelliği de, elektrik kesintilerinde bile içindekileri 15 saat boyunca korumaya devam edebilmesi oldu. Sık sık kesinti yaşanan bir yerde oturuyorsanız, emin olun bu özellik çok işinize yarayacak. Satın almak için https://satis.ugur.com.tr/item/ued-5170-dtk-a/100028 adresini kullanmanızı tavsiye ederim, peşin fiyatına 12 taksit yaptırarak kredi kartınızla alabiliyorsunuz. Geniş iç hacimli, dayanıklı, pratik ve uygun fiyatlı bir derin dondurucu arıyorsanız, UED 5170 DTK A++ modelini gönül rahatlığı ile tavsiye ediyorum.
                                     
Bir boomads advertorial içeriğidir.
Devamını Oku »

22 Ağustos 2017

Vücut Şekline Göre Elbise Seçimi Nasıl Olmalıdır?

Elbise seçimi, kadınların bilmesi gereken giyim kuralları arasında yer alır. Doğru elbise modelleri kadınların muhteşem görünmesini sağlarken, yanlış tercihler kötü görüntülere sebep olabilir. Her sezon yenilenen elbise trendlerinde oluşan koleksiyonlardan vücut tipinize uygun olanı seçtiğinizde moda kurallarını çözmüş olacaksınız. Yazlık elbiseler, A kesim elbiseler, abiye elbise gibi birçok türü bulunan ve markabul.com üzerinden inceleyebileceğiniz elbise modelleri vücut hatlarını dikkate alarak seçilmelidir. Armut tipi vücut elbise modelleri ve elma vücut tipine göre elbise modelleri nelerdir?



Hangi Vücut Tipine Hangi Elbise?
Armut vücut tipine sahip kadınlar; dar omuzlar, küçük göğüsler, ince bel, geniş kalça ve iri bacaklara sahiptir. Bu vücut tipine sahip olan bayanlar, elbise seçimi yaparken diz üstünden yukarıda olan modelleri tercih etmemelidir. Sade elbise modellerini seçmesi gereken armut vücut tipine sahip kadınlar, üstten açık renkte başlayıp aşağı doğru koyulaşan degrade elbiseleri kullanabilir. Omuzlarında fırfır, çiçek işlemeleri, volan gibi detaylar kullanarak basen ve omuz orantısını sağlayabilirler. Elbiselerinde detay kullanmak isterlerse mutlaka üst kısımda kullanmalılar. V yakalı elbiseler, armut vücut tipine sahip kadınları zarif ve hoş gösterir. 




Elma vücut tipine sahip bayanların;
Dolgun göğüsleri, kalın bel yapıları vardır. Basen ve bacakları ise zayıftır. Elma vücut tipine sahip bayanlar, elbise seçimi yaparken bel ve karın bölgelerini kamufle etmelidir. Bu yüzden elbiselerin alt kısmında detaylar kullanılırken üst kısım son derece sade olmalıdır. Korsaj şeklindeki kıyafetler de sizi çok daha şık ve ince gösterecektir. 

Kum saati vücut tipine sahip kadınlar;
Genellikle dolgun göğüsler, ince ve kavisli bel ve iri kalçalara sahiptir. Bu tür yuvarlak hatlı kadınlar bel kavislerini ortaya çıkarmak amacı ile balık elbiseleri seçmelidir. Bunun dışında belden oturtmalı kıyafetler kum saati vücut tipine sahip bayanlara çok yakışacaktır. Basene kadar vücudu saran ve basenden sonra açılan uçuş uçuş etekli elbiseler son derece şık bir görünüm sağlar.

Kum saati tipli bayanlar;
Vücutlarını saran ve vücuduna oturan elbiselere yönelmelidir. Çok bol giysiler size göre değildir. Markabul.com web sitesinden inceleyebileceğiniz straplez elbise modelleri ve sırt dekoltesine sahip kıyafetler seksi ve asil görünüme yardımcı olur. Çok büyük desenli ve baskılı elbiseler sizi kilolu göstereceği için tercih edilmemelidir. 

Dikdörtgen vücut tipine sahip bayanlar;
Geniş omuzlara, düz bir bel bölgesine ve uzun bacaklara sahiptir. Bu vücut tipine sahip kadınlar, omuzları geniş gösteren, bele oturan ve etekleri uçuşan elbiselere yönelmelidir.

Vücut tipinize en uygun elbiseleri birçok marka ve model seçeneğiyle markabul.com’da bulabilirsiniz.
Devamını Oku »

Karakter Dükkanı ile Ona Sevdiğini Verin

Merhabalar sizlere harika bir Çocuk oyuncak alışveriş sitesinden bahsetmek istiyorum. Alışveriş yaparken eğlenmek, kaliteden ödün vermeden almak istiyorsanız işte tam size göre alışveriş sitesi

Çocukların en vazgeçilmezleri beğendikleri, sevdikleri, hayallerinde yaşattıkları karakterler burada elinizin altında.  Eminim ki bir çoğunuzun çocuğu mutlaka her yaş döneminde belli karakterlere hayranlık duymuştur. Tabi bunların oyuncakları, aksesuarlarını almakta size düşmüştür. 



Benim bir yeğenim var kardeşimin kızı buradan ona onun çok sevdiği peluş pony aldım. Kendisi tabi yeni oyuncağıyla aşk yaşamaya başladı. 

my little pony oyuncakları ve daha fazlası burada, Türkiye nin en büyük pony dükkanı, diğer karakterler içinde geçerli, hepsi lisanslı orjinal ürünler, çocuk sağlığını asla tehdit etmeyen malzemeler. Ve tabi en önemlisi kapıda ödeme kolaylığı.

Çocuğunuza hayalinde ki dünyayı vermek için hemen bakın derim.

Devamını Oku »

18 Ağustos 2017

Mice Turları ile Selanik’te Yapılacak 7 Aktivite

Şirketinize özel bir tur organizasyonu ya da gezilerin olduğu toplantılar yapmak istiyorsanız size eğlenceli bir önerim var! Yunanistan’ın en büyük 2. şehri Selanik’te eğlenceli, unutulmaz bir Yunanistan turu yapmaya ne dersiniz? Selanik turunuza renk katacak eğlenceli aktiviteler ve gezilecek yerler listemizi mutlaka bir yere not edin çünkü mice turu ile ilgili öneriler ararken çok işinize yarayacak benden söylemesi! Kentin zengin, çok kültürlü geçmişi, gelişmiş imkânları ve rahat bir atmosferi olduğu için kusursuz bir organizasyon geçireceğinize emin olabilirsiniz. “Kuzeyin Gelini” lakaplı Selanik’te keyifli vakit geçirebileceğiniz aktivitelere birlikte göz atalım:

Aristoteles meydanı

Ano Poli’ye gidin
Ano Poli, Selanik'in 1917 yılındazarara uğramayan az sayıdaki bölgesinden biridir. Kentin en yüksek noktasında Agios Dimitrios'un kuzeyinde yer alıyor ve Bizans surlarına kadar uzanıyor. Daracık sokakları olan bölgeyi turlayabilir ve otantik bir deneyim yaşayabilirsiniz.Aynı zamanda Makedonya ve Balkan mimari geleneğinin ilginç örneklerinigörebilirsiniz. Ano Poli, yerel lezzetlerle tanışmanın ve kuş bakışı Selanik’in büyüleyici manzarasının tadını çıkarmanın harika bir yoludur.

Panagiachalkeon

Ladadika’da doyasıya eğlenin
Ladadika, Selanik'te gece hayatı der demez akla ilk gelen yer. Her gece sayısız yerli ve yabancı turisti veSelanik’te eğitim gören öğrencileri cezbediyor. Renkli neoklasik binaların dönüştürüldüğü gece kulübü, kafe, kafeteryaları, bar, geleneksel tavernalar ile 60’lı yıllarda gece dışarıda eğleniyormuş hissine kapılmamak elde değil. Bu bölgeye akşamüstü gelebilir ve önce alışveriş dükkanlarını gezebilirsiniz. Akşama doğru da şık bir restoranda yemek yedikten sonra gece hayatını deneyimleyebilirsiniz.

Galerius

Selanik Arkeoloji Müzesi’ndeki eserleri inceleyin
Selanik Arkeoloji Müzesi, 1912 yılında kurulmuş ve Yunan mimar Patroklos Karantinos tarafından tasarlanan bir binada yer alıyor. Tarih öncesi yıllardan antik dönemlere kadar olan Makedon kültürünü temsil eden koleksiyonuna hayran kalacaksınız. Müzenin en dikkat çekici sergileri arasında Serapis, Harokrat heykeli, altın madalya ve Medusa kafaları bulunuyor.

Bizans Kültürü Müzesi’ni ziyaret edin
Bizans Kültür Müzesi, Yunanistan'ın en modern müzelerinden biri ve ilginç sergiler ve diğer etkinliklerle Bizans kültürüne dair her şeyi gözler önüne seriyor. Müzedeki objeler, Makedonya ve özellikle Bizans tarihi ve geleneğiyle yakından bağlantılı olan Selanik’in tarihini yansıtıyor. Müzede en çok ilgi gören parçalar, heykeller, mozaikler, duvar resimleri, sikkeler, seramik, el yazmaları vb. Hemen hemen her konunun tek tek ele alındığı müzedetoplamda 11 ayrı salon var.

Beyaz Kule Manzarası

Beyaz Kule’den Selanik’e kuş bakışı bakın
Selanik’in yaşayan sembolü olan Beyaz Kule, dünyaca ünlü ve zengin bir geçmişi var. Beyaz Kule 15. yüzyılda bir önceki Bizans tahkimatı yerine yaptırılmış ve daha sonra Osmanlılar tarafından yeniden inşa edilmiş. Zaman geçtikten sonra Beyaz Kule (White Tower), aynı zamanda hapishane (belli nedenlerden ötürü “Blood Tower – Kanlı Kule” olarak da anılıyor) olarak da kullanıldı. Beyaza boyandıktan sonra 1891 yılında “Beyaz Kule” adını aldı. Günümüzde kule halka açık ve ziyaretçilerine Selanik’in nefes kesen panoramik manzarasını sunuyor. Kulenin içinde Selanik ile ilgili çok ilginç bilgiler veren bir müze de bulacaksınız ve buna ek olarak da şirin bir hediyelik eşya dükkanı da var.

Stcyrilmethodius

Tarihi Selanik hamamlarına gidin
Selanik Türklerin yönetimindeyken kentte birçok hamam yapıldı. Halen daha büyük bir özenle korunan bu tarihi hamamlar, Selanik turunuzun unutulmazlarından olacak. En ünlüsü olan Yahudi Hamamı’nın tarihi 16. yüzyıla kadar uzanıyor. Louloudadika bölgesinde yer alan Yahudi Hamamı,yakın zamana kadar hala kullanılıyordu. Selanik'teki bir diğer meşhur hamam olan Bey Hamamı, 1444 yılında inşa edilmiş ve Egnatia Caddesi’nde bulunuyor. Zengin ve gösterişli iç dizaynı, dış cephesi, birçok salon ve etkileyici tabloları ile Yunan topraklarında yapılmış en büyük hamam olma özelliğini taşıyor. 

St. Pavla Kilisesi

Teloglion Sanat Vakfı’nı görün
Nestoras ve Alice Teloglou, 1972'de Selanik Aristoteles Üniversitesi'nin kuzeyindeki modern bir binada yer alan sanat eserlerinin koleksiyonunu bağışladı ve Teloglion Sanat Vakfı'nı kurdu. Müze, 19. ve 20. yüzyılın önemli Yunan ve Avrupalı sanatçıların eserlerine, heykeller ve yağlıboya tablolar ve çizimlere, ayrıca 15.000'den fazla kitap içeren zengin bir kütüphaneye ev sahipliği yapıyor. Vakfın tek amacıysa ziyaretçileri sanatla tanıştırmak, Yunan kültür mirasını korumak ve incelemek ve çocukları özel interaktif eğitsel projelerle sanatla uğraşmaya teşvik etmek.

Keyifli eğlenceli turlar dileğimle..
Devamını Oku »

17 Ağustos 2017

27. ci Hayrabolu Ayçiçek Festivali

Merhaba 12 Ağustos Cumartesi günü  Chef Elif Çıtak  ın organizasyonunu yaptığı  27.ci si düzenlenen Hayrabolu Ayçiçek Festivaline katıldım. Festival 25 yıldır yapılıyormuş ancak 26.cı ve 27.ci yıllarında böyle bir organizasyonla Festival daha güzel olmuş. Bizler 19 blogger  beraber güzel ve keyifli bir gün geçirdik. Öncelikle Trakya da olması benim için önemliydi Trakyalı olup topraklarımda böyle festivale gitmek beni çok mutlu etti.


Yolculuğumuz bol eğlenceli, şarkılı türkülü geçti sabahın ilk saatlerinde uyuyanlar olsa da biz kendi aramızda bol sohbet ederek yolculuğumuzu yaptık. Aynı dili konuşup, aynı frekansta olduğum insanları görmek bana enerji verdi:)


Yolculuğumuzun ilk duragı Lüleburgaz da bulunan St. Senator Restaurant oldu burada şahane bir kahvaltı yaptık. Ama Kahvaltımız hazırlanana kadar etrafı gezme ve dolaşma fırsatımız oldu. Bahçesi büyüleyici hafta sonları İstanbul'a yakın olması nedeniyle ziyaret edebilirsiniz. Çimlere basmak, toprak kokusunu koklamak inanın size de iyi gelecek. Etrafı gezerken bir çok güzel karede gözümden kaçmadı...




 Topçu Peynircilik işletme sahibi Selim Topçu’nun sahibi olduğu mekanın mutfak şefliğini ve aynı zamanda da işletmeciliğini Chef Özhan Us yapıyormuş.  İç ve dış toplamda 500 kişiyi ağırlayabilecek bir hacme sahip mekan bahçesiyle göz kamaştırıyor. Ama içerisi de en az bahçesi kadar güzel ben özellikle o şarap vitrinine bayıldım. Atmosfer çok dinlendirici ve dingin yaz günleri bahçesinde ailenizle kahvaltı yapabilir, kış günleri loş ortamıyla içerisinde şahane et lezzetleri tadabilirsiniz. Farklı bir seçenek isteyenlerse 15 günde bir yapılan sirtaki gecelerine katılabilirler:)







Güzel kahvatıdan kareler.. Sıcaklar ve soğuklar olmak üzere özenle hazırlanmış bir kahvaltı bizleri bekliyordu. Buradan herkesin ellerine sağlık diyorum.. Tatlı mı tatlı Elif Korkmazel de bizimle birlikteydi..




Sevgili arkadaşım, yarenim çok sevdiğim Emel'imle birlikte her etkinlikte mutlaka bir selfie yaparız.. Ayçiçek kadınları olarak bu da burada dursun bakalım:)


Sonrasında heyecanla festival alanına geldik ve  birbirinden değerli Şeflerin olduğu jüri heyetiyle birilikte başlayan yöresel yemek yarışmasına katıldık. Jüri de bir çok ustalar vardı her biri özenle her lezzeti tattı ve değerlendirdi. Bizlerde o lezzetleri tattık resimlerini çektik. Her birini buraya koyma fırsatım maalesef  yok ancak  seçtiğim bazılarını sizlerle paylaşacağım..


Gider gitmez bizlere verilen şahane ayçiçek taçları, özenle hazırlanmış el emeği taçları çok sevdik tabi hemen taktık..


Yarışma arasında Toraktan Fincana kitabının yazarı, Kahve eğitmeni Cem R.Girginol bir kahve workshopu yaptı bizlere, iyi kahve nasıl hazırlanır evde filtre kahve yapımı ile ilgili olan gösteri benim gibi kahve severler için harika oldu. En faydalı kahvenin Filtre kahve olduğunu burada öğrenmiş oldum.




Ve yarışan lezzetlerden bazıları peksimet ile Hayrabolu tatlısı en akılda kalanlar oldu. Ancak tuzlu 1.cisi aşağıda ki ciğer sarma oldu:) şekerli börek, gözleme, keçibacağı, ördek etli mantı gibi  bir çok lezzetle buluşma fırsatı yakaladım kendi adıma söylemem gerekirse. Gün bitiminde bir çok lezzetler soframıza kondu ve yedik, içtik, güldük, eğlendik kısacası güzel bir günü anılarla noktaladık.



Chef Rüzgar Ünlü ile bir kare çektirmeseymiydik yani:)


Bizleri davet eden, her şeyde emeği geçen Chef Elif Çıtak kendisine gün biterken teşekkür ettim ancak buradan da teşekkür ediyorum böyle güzel bir günü bizlere yaşattığı için..Emeklerinize sağlık..


Gün sonunda bloggerlar, şefler ve emeği geçen herkes  aynı karede bundan daha iyi nasıl olunur:)


Bir başka güzel etkinlikte tekrar buluşmak dileğiyle..sevgiyle kalın

Devamını Oku »

14 Ağustos 2017

Kırklareli İğneada Doğayla Başbaşa

Merhaba yine bir gezi ile karşınızdayım, Geçtiğimiz haftalarda şahane yerdeydim tüm ayrıntılarını 
sizlere paylaşmak istiyorum. Gittiğim yer Kırklareli toprakları İğneada ve civarı şeklindeydi bu 
bölgeye 2005 yılında gitmiştim o zamanda çok güzeldi tekrar görmek ve gezmek keyif verdi. Doğa
ve deniz görmek isterseniz buraya rotanızı çevirebilirsiniz.

Yol üzeri koyunlar bu fotoğrafı otobüsün camından çektim büyük şehirlerde yaşadığımız için böyle
kareler bizler için paha biçilemez oluyor.  Ne dersiniz sizce de çok tatlı değil mi?




Yolcuğumuzun ilk durağı Dupnisa mağarası oldu. Mağaranın çevresinde çok ciciş yerler yapılmış
 yöre halkının kurduğu tezgahlarda közde kahve, soba da çay, gözleme gibi ürünler bulabiliyorsunuz.
 Dupnisa yolculuğu yorucu bir yolculuk o yüzden mağaradan çıktıktan sonra dinlenmeye ihtiyaç
duyacaksınız, bir yandan dinlenirken bir yandan da çayınızı kahvenizi yudumlayabilirsiniz.




Dupnisa Mağarası
Dupnisa Mağarası Kırklareli’nin Demirköy ilçesinde yer almaktadır. 3150 metre uzunluğuna sahip olan mağara, Trakya bölgesinde turizme katkı sağlayan tek mağara özelliğindedir. Yeraltında olması ile farklı bir yapıya sahip olan Dupnisa Mağarası’na 3 farklı kapıdan giriş yapmak mümkündür. Yaklaşık üç bin metre uzunluğu ile bilinen mağaranın ilk bin metresi su ile dolu bir girişe sahiptir. Dupnisa Mağarası kapılarının isimleri sırasıyla; Dupnisa Dolin, Kuru Mağara ve Kız Mağarası olarak isimlendirilmiştir.
En derin girişe sahip olan Dupnisa Dolin kapısıdır. Mağara içinin yarasalarla dolu olması, Dupnisa Mağarası’nın oldukça ürkütücü özellikte olmasına neden olmaktadır.
İlk olarak 2003 yılında turist ziyaretçilerini kabul etmeye başlayan mağara, daha önceki yıllarda ziyaret edilmesini mümkün kılan zemin yapısına sahip olmadığı için gezilmesi mümkün olmamaktaydı.
Yanınızda mutlaka bir hırka, şal bulundurun çünkü içerisi girerken çok soğuk ancak içerilerde yürüdükçe sıcak basıyor terliyorsunuz.
Mağaradan görüntüler...












Mağara girişi yine sizlere doğayı yaşatıyor, akan bir dere ile su sesi dinlendiriyor, ormanda ki yeşillik huzur veriyor..




Mağara gezimizden sonra bizi güzel bir ziyafet bekliyordu, Dupnisa alabalık tesislerinde güzel bir yemek yedik. Doğayla iç içe olmak gerçekten güzeldi. 
Aşağıda yemek yediğimiz yerden görüntülerle sizleri baş başa bırakıyorum.






Sonrasında İğneada ya geçtik.İğneada da sezon kısa olmasına rağmen yaz döneminde tatilciler tarafından tercih edilen bir yer. Bir çok pansiyon bulmak mümkün birde lüks bir oteli var. 
Denizi Karadeniz olduğu için tabi biraz dikkatli olmakta fayda var.




Trakya’ya yaklaşık bir milyon yıl önce geldiği tahmin edilen ilk insanlar bu bölgedeki mağaralarda yaşamışlardır.Tunç Çağı ve Demir Çağı olarak bilinen dönemlerde kalıcı konutlar inşa edilememiş ve yerleşik düzene geçilememiştir. 

Traklar M.Ö. 2000 yılında, Orta Asyadan başlayan büyük kavimler göçü ile kuzeyden gelen çok büyük bir kavimdir. İsimlerini vermiş oldukları Trakya’ya geldiklerinde göçebe hayatın bırakmış, toprağa çaktıkları kazıkların aralarını çitlerle örerek ve üzerini çamurla sıvayarak inşa ettikleri evlerle yerleşik düzene geçmişlerdir. 

Trakların bir boyu olan Thyn’ler , Thynias’ı yani İğneada’yı kurmuşlardır. M.Ö 6. Ve 7.yüzyılda ise İğneada’da, ticarette ve sanatta etkin bir konuma sahip olan İyonlular yaşamışlardır. Bu dönemde İyonyalılar Karadeniz’de 90 tane koloni kurmuşlardır. Tarihsel kaynaklar, daha sonraki çağlarda yerleşimlerin Kırklareli,Vize,Pınarhisar,Lüleburgaz,Babaeski ve Pehlivanköy gibi doğal yollar üzerinde ve Midye (Kıyıköy) ile İğneada gibi deniz kıyılarında görüldüğünü belirtmektedir.




Aşağıda ki resimde gördüğünüz İğneada Beğendik köyünden bir kare karşıda ki yarım ada şeklinde ki yer Bulgaristan Rezova Köyü yani çok yakın tam sınırda oluyorsunuz oraya gittiğinizde..




Hayatınızda hiç Longoz ormanı görmediyseniz Mutlaka gidin diyeceğim bir yer oldu burası her ne kadar korkutucu bulduysam da yine de gezip görülmesi gereken bir yer. Yer gök orman derler ya işte öyle bir yer.  




İğneada longoz ormanları, Yıldız (Istranca) Dağları'ndan Karadeniz'e doğru akan derelerin beslediği Erikli, Mert ve Saka göllerinin, önlerindeki kumul dolayısıyla ilkbaharda fazla gelen sularla şişerek geriye doğru taşması ve düz araziyi kaplaması sonucunda oluşmuştur. Kış ve ilkbahar aylarında tamamen sularla kaplı olan yaz ve sonbahar aylarında ise suyu çekilen bu ormanlar, oldukça boylu
 (8-15 metre) karışık orman ağaçlardan oluşan bir floristik kompozisyona sahiptir. 

Bu karışık ormanları dişbudak, kayın, saplı meşe, sapsız meşe, ova akaçaağacı, çınar yapraklı akçaağaç, üvez, ıhlamur, kızılağaç, mürver, kızılcık, karaağaç ve gürgen gibi ağaçlar oluşturur. Zengin bir orman altı florasına sahip olan bu ormanlar, alüvyal toprakların mikro-organizma faaliyetinin yoğunluğu nedeniyle çevresine göre daha sıcak olup burada yetişen ağaçlar ve diğer bitkiler daha erken vejetasyona başlarlar. Bu ormanların mevcut durumlarını korumaları yüksek taban su seviyesine bağlıdır. Gerek Avrupa'da gerekse Türkiye'de nadir bulunan bu ormanların habitatlarının korunması büyük önem arz etmektedir. 












Atatürk'ün resmi içeçek ilan ettiği hardaliye çok lezzetliydi, bana sorarsanız şarabın alkolsüz hali derim:) bir çok hastalığa iyi gelen içecek bölge de oldukça mevcut..

Hardaliye, üzüm kabuğu ve çekirdeği ile ezildikten sonra, içine siyah hardal tohumu ve vişne yaprağı ilave edilerek hazırlanan, kendine has hoş kokusu ve tadı olan, buruk içimli, 
alkolsüz geleneksel içecektir.
ilave su ve şeker içermez. Üzümün has suyundan elde edilir. Tamamen doğaldır.

Hardaliye eski dönemlerde o zamanlar "Bağlar Diyarı" olarak adlandırılan Trakya Yöresinde üzüm şırasını korumak amacı ile geleneksel yöntemlerle üretiliyordu. Evliya Çelebi'nin seyahatnamesinde hardaliyeden bahsettiği bilinmektedir. 1938 yılında Kırklareli'ye geldiğinde kendisine ikram edilen hardaliyeyi içen Atatürk; "Hardaliyeyi milli içecek haline getiriniz" diyerek Kırklareli halkına vasiyetini bildirmiştir.



Bir gezimiz daha böyle güzelliklerle noktalandı, görmediyseniz gidin, koklamadıysanız koklayın ve içmediyseniz için diyeceğim bir bölge ...

Bir başka gezide buluşmak üzere sevgiyle kalın...
Devamını Oku »