>

5 Aralık 2017

Sonbaharın Gözdesi Yedigöller

Herkese selamlar sevgiler Sonbaharı arkamızda bırakarak Kış mevsimine gireli bugün 5. gün, Sonbaharı doyasıya yaşayanlar kimler, her bir yaprağın düşüşün izleyenleriniz, renklerin değişimlerini gözlemleyenleriniz var mı? Benim en sevdiğim mevsimlerden bir tanesidir Sonbahar doğanın kendini kışa hazırlamasını, renklerin dansını izlemek acayip keyif verir.

Bu sebeple daha önce çok kez gittiğim Yedigöller turuna gittik arkadaşım gezi ağacı ile tatilbudur.com ile yaptığımız yolculuğumuz keyifli ve sıkıntısız oldu sadece dönüşte takıldığımız trafiği saymazsak:)



     Yedigöller üzerine söylenecek çok bir şey yok herkesin mutlaka bir kere görmesi gereken bir yer.                         Sadece şu kadar diyebilirim içerisinde 7 tane göl var  ve bir doğa harikası...

Göller isimleriyle şu şekilde;
 Büyükgöl, Seringöl, Deringöl, Nazlıgöl, Küçükgöl, İncegöl ve Sazlıgöl


Bir çok kamp alanı bulunuyor oradan çadır kiralayıp ya da kendi çadırınızı kurup doğaya enfes bir şekilde eşlik edebilirsiniz.


İçerisinde bir de şelale var akkn suyun sesi insanı nasıl dinlendiriyor anlatamam biz 18 kasımda gittik ve şansımıza hava nefisti güneşin altında üşümeden renklerin dansını seyrettik. Zaten sezonu Kasım sonuna kalmıyor bitiyor eğer sizde yaprakları rengarenk ağaçlarda görmek isterseniz Kasım ayını bitirmeden gitmelisiniz.



En sevdiğim yaprakları savurmak ve o anı çektiği için arkadaşıma minnettarım..

Sevgili arkadaşım gezi ağacı Adileciğim ile bir karemiz olmasamıydı yani:)

Bazen düşünmek, bazen seyre dalmak hayat en sevdiğimiz anlardan ibaret değil midir? en keyif aldığımız anlar hayatı tanımlar ve oluşturur. 
O yüzden en çok neyi seviyorsak belki de onu yapmalıyız.

Sonbaharın en güz hali Yedigöllerde yaşanır. 
Hala görmediniz mi bence seneye şimdiden yerinizi ayırtın..

İşte bu en ama en severek çektiğim kare oldu. 
Kalabalığın ortasında kiyanlızlık isimli çalışmama ilan ettim kendisini..

Bu şahane kare ile veda ederken önümüzde ki günlerde şahane bir turda olacağımın müjdesini veririm. Bir sonra ki gezi postu yine keşifler üzerine olacak..

Herkese sevgiler..
Devamını Oku »

1 Aralık 2017

Saklama Rehberi

                                          

Besinlerin kullanım ömrünü nasıl uzatabileceğinizi biliyor musunuz? Peki ya onları ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi? Eğer siz de benim gibiyseniz, birkaç temel gıda dışındaki hiçbir besin için net bir fikriniz olmadığına eminim. En basitinden, sizce elma ne kadar bir süre saklanabilir? Lezzetini, sertliğini ve tazeliğini yitirmemesi için ne yapmak gerekir? Oturup her besin maddesi için internette araştırma yapmanıza gerek yok: http://saklamarehberi.com, tüm bu bilgilere tek bir kaynaktan ulaşmanızı sağlıyor.

Türkiye’nin ilk ve en büyük derin dondurucu üreticisi olan Uğur Soğutma tarafından hazırlanan (ve tamamen ücretsiz şekilde kullanılabilen) sitede; hamur işleri, süt ürünleri, meyveler, sebzeler ve et ürünleri ile ilgili merak ettiğiniz her bilgi yer alıyor. İlk olarak, tüm bu besinlerin ideal kullanım sürelerinin ne olduğunu, daha sonra da bu kullanım süresini nasıl uzatabileceğinizi öğreniyorsunuz. Tahmin edebileceğiniz gibi, derin dondurucu kullanmak tüm gıda maddelerin daha uzun süre dayanmasını sağlıyor. Ancak, örneğin karidesi derin dondurucuda saklayabilir misiniz? Peki ya yazın aldığınız, lezzetli ve sulu bir karpuzu derin dondurucuya koyup, kışın yiyebilir misiniz? Tüm bu soruların ve çok daha fazlasının cevaplarını Saklama Rehberi web sitesinde kolayca bulabiliyorsunuz. Hepsi bu kadar değil: Sitenin “Alternatif Bilgiler” bölümünde, evde kolayca hazırlayabileceğiniz birbirinden lezzetli tarifler yer alıyor. Evde nasıl mocha yapabileceğimi, meyvelerin kararmasını nasıl önleyebileceğimi, hatta unsuz kekin nasıl yapılacağını bile öğrendim. Laf aramızda, kot pantolonların derin dondurucuda temizlenebileceğinin de haberdar oldum! (Kotu fırçaladıktan sonra bir poşete koyup derin dondurucuda 1 gün boyunca bekletiyorsunuz.  Şaşırtıcı, değil mi?)

Türkiye’nin ilk gıda saklama rehberi olan http://saklamarehberi.com, beni şaşırtacak ölçüde bir içeriğe sahip ve her birini okumaktan büyük keyif aldım. Eğer sizin de bir derin dondurucunuz varsa, bu siteyi muhakkak ziyaret etmelisiniz. Derin dondurucunuz yoksa bile gıdaları nasıl daha sağlıklı tüketebileceğinizi, ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi ve basit, pratik, lezzetli tarifler ile ipuçlarını Saklama Rehberi web sitesinden öğrenebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.
Devamını Oku »

23 Kasım 2017

Kaliteli Uyku İçin Doğru Yatak Seçimi

Uyku, insan yaşamının üçte birini oluşturan temel fizyolojik ihtiyaçların başında gelmektedir. Psikolojik, biyolojik ve sosyolojik yaşamın tam bir iyilik halinde olması için gerekli olduğundan üretkenlik, verim ve konsantrasyon gibi bilişsel işlevlerin tümünü olumlu etkilemektedir. Meydana gelen olumlu etkilerden dolayı uyku yaşam kalitesini etkileyen bir sağlık parametresi olarak kabul edilmektedir. 
Olası uyku sorunlarında ya da kalitesiz uyku durumlarında bireylerde dikkat eksikliği, anksiyete, ağrı duyarlılığı artışı, sinir, sindirim sistemi bozuklukları, bağışıklık sistemiz zayıflığı ve halüsinasyon gibi problemler sıklıkla meydana gelmektedir. Ayrıca uyku sorunları kanser riskini arttırmakta ve erken yaşlanmayı tetiklemektedir. Bu nedenle uyku kalitesini yakalamak ve uyku problemlerini önlemek için doğru yatak seçimi yapmak oldukça önemlidir. Rahat yatak seçimini doğru yapmak için sağlıklı yataklar tercih edilmelidir. Bir yatağın rahat ve sağlıklı olması için taşıması gereken bazı özellikler vardır. Bu özelliklere dikkat edilerek uyku kalitesi arttırılabilmektedir.
Kaliteli Uyku İçin Dikkat Edilmesi Gereken Maddeler
  • Ergonomik yatak tercihleri omurgaların doğal halini koruduğu için omurga sağlığını olumlu etkilemektedir. Ayrıca sırt ve bel rahatlığı ağrılardan kurtulmanızı sağlamaktadır. Böylece güne ağrısız başlayarak gün içinde daha aktif ve daha dinç olabilirsiniz.
  • Visko yataklar medikal tedavilerde de kullanılan rahat ve kullanışlı yataklardır. Vücudun şeklini alarak etki üzerindeki birim tepkiyi azaltıp daha rahat uyumayı sağlamaktadır. Kullanılan viscoelastic malzemesiyle kaliteli uykuyu hedefleyen ve ciddi kitlelere ulaşmış olan visko yatak modelleri özellikle gece uyku bölünmesi yaşayan bireyler için tavsiye edilmektedir. Rahat yatak modelleri arasında özellikle Yatsan firması tarafından üretilen yataklar tercih edilmektedir. Rahat yataklar kategorisindeki kalitesi göze hitap ederken sağlığı da ihmal etmemektedir.
  • Lateks yataklar uyku kalitesini arttıran diğer bir yatak çeşididir. Kauçuk ağacının işlenmesi ile üretilen yataklar yapı ve görüntü itibariyle diğer yataklardan biraz faklıdır. Daha uzun ömürlü olan lateks yataklar hava akımı sağlayarak vücut noktalarının tamamını destekler. Bu yatakların alt kısmına yerleştirilen özel jeller sayesinde daha sağlıklı uyku elde edilmektedir. Uyku şikâyetlerini en aza indiren yatak uyku problemi çeken bireyler için oldukça uygundur.

Yatak tercihi yaparken bu ve buna benzer maddelere dikkat ederek kaliteli ve sağlıklı yataklar alabilirsiniz. Böylece sağlıklı bir vücuda sahip olarak günlük yaşamınızda ihtiyacınız olan enerjiyi karşılayabilir, güne daha mutlu başlayabilirsiniz.  
Devamını Oku »

22 Kasım 2017

Bir Huzur Şehri Konya

Huzur deyince artık ilk aklıma gelecek olan Konya'ya gittim geçtiğimiz hafta ne zamandır aklımda olan görmek istediğim yerlerdendi, Ucuza aldığım uçak biletleriyle eşimle birlikte bu hayalimi gerçekleştirdim. Konya ya gitmeden önce bir çok araştırma yaptım gezilecek yerler adına ve biraz ön yargılıydım ancak oraya gittiğimde hiçte öyle olmadığını gördüm. 
Konya beni fetheden şehirler arasına girdi.


Havalimanından kiraladığımız araç ile uçaktan iner inmez karnızımızda acıkmıştı hemen 
Cemo Etli ekmek  yerine gittik etli ekmek en güzel nerede diye çok araştırdım ve kararımı Cemonun yerinden yana verdim. Gerçekten eti olsun, harcı olsun, pidesi olsun yediğimiz en güzel etli ekmekti çerez gibi yedikçe yiyorsunuz çok lezzetliydi. Cemo 1984 ten beri varmış ilk şubesinde,  sonra 2 yere daha şube açmış biz ilk şubesine gittik her zaman derim ilkler daima özeldir.

Etli ekmeğimizi yedikten sonra ilk durak  Konya ya 100km uzaklıkta ki Meke gölü ve Acı göl oldu. Gerçekten oluşumları nedeniyle görülmeye değer göller, her ikisi de krater gölü, yaz mevsiminde meke gölü kuruyormuş, tüm sebebi havzada ki suyun uygunsuz kullanımı,  kış mevsiminde yağmur ve karın yağmasıyla birlikte göl tekrar eski haline geliyormuş.

MEKE GÖLÜ

Karapınar'ın 8, Hotamış'ın 30 km. güney doğusundadır. Dünyada benzeri olmayan zeminde çift patlama ile oluşmuş bir krater gölüdür.
 Göl ve birincil krater çukurunun uzunluğu 800 m, genişliği 500 m dir. 12 metre derinliğindedir.
5 milyon yıl önce (Pleistosen çağda) volkanik patlama sonucu oluşan bu krater (piroklastik koni), zamanla suyla dolarak göle dönüşmüş ve daha sonra, günümüzden 9000 yıl önce ikinci bir volkanik patlama ile gölün ortasındaki ikinci volkan konisi oluşmuş, zamanla o da suyla dolarak ikinci bir göle dönüşmüştür.
        Meke Gölü deniz seviyesinden 981 m yüksekliktekidir. Ana Meke'nin ortasında bulunan ve su seviyesinden 50 m yükseklikte olan volkan konisindeki göl 25 m derinliktedir ve suyu tuzludur. 
        Adayı oluşturan volkanik kütlenin yapısı, en şiddetli yağmurları bile hemen emecek yeteneğe sahiptir. Meke'nin biçiminin bin yıllardır bozulmamasının nedeni budur


ACI GÖL
Acıgöl, Konya ili, Karapınar ilçesi sınırları içinde yer alan volkanik maar gölüdür. Meke Krater Gölü'nün kuzeydoğusunda yer alır. Karapınar-Ereğli yolu üzerinde 8. km'dedir. Denizden yüksekliği 988 m, alanı 400 hektar olan göl elips biçimlidir. Genişliği 1750 m-1250 m kadardır.
Acıgöl, Karacadağ'ın güneydoğu kenarında volkanik alanda patlamayla oluşan bir çukurda oluşmuştur. Göl kıyıları oldukça diktir. Magnezyum sülfatdan dolayı suları acı-tuzludur. Bu nedenle mikroskobik de olsa içinde canlı yaşamaz.

Gölleri gördükten sonra rotamızı 5000 yıllık tarihi geçmişi olan Sille Köyüne çevirdik. Ve ilk girdiğimiz anda o kadar şirin bir yer ki bayıldım. Evleri, sokakları orjinali gibi korunmuş öyle dimdik ayakta, bir çok sevimli mekan var kahve içip bir şeyler yiyebileceğiniz yerler.

Konya’nın 8 km. kuzeybatısında yer alan Sille’deki en eski yerleşim, kuzeyde yer alan Sızma Höyüğü’dür. Burada yapılan araştırmalarda M.Ö. 8-7. yüzyıl Frig uygarlığına ait kalıntılar bulunmuştur. Antik dönemde Sylata ya da Sylla olarak isimlendirilen Sille’nin Roma döneminde iskân gördüğü, şehir içinde bulunan antik mimariye ait taş eserlerden anlaşılmaktadır. Muhtemelen kent bu dönemde, Efes’ten doğuya giden Kral yolu üzerindeki Konya’nın yakınında bir durak noktasıdır. Aynı yüzyılda Aziz Paul Konya’dan geçtiği sırada Sille’ye de uğramış olmalıdır.

  



 Sille, Selçuklu ilçesine 1989 yılında iki mahalle olarak bağlanmıştır. 1995 yılında Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından kilise, manastır ve mezarlıkların bulunduğu güney yamaçları, birinci derecede arkeolojik sit alanı, esas yerleşme alanı ise kentsel sit alanı olarak ilan edilmiştir. Bugün Sille, Konya’nın önemli bir kültür ve turizm merkezidir.


Camiler, çeşmeler, hamamlar olmak üzere tarihi bir çok yapı bulunuyor. Biz aya eleni kilisesini göremedik vaktimiz olmadığı için ama ben Konya ya bir daha gideceğim belki o zaman görme imkanım olur.

Bir hamamın çatısı...

 Sille içinde bir çok güzel süslemeler yapılmış, böyle cici köşeler var ve o noktaları check-in noktaları yapmışlar ben çok değişik ve farklı buldum:)

Silleyi gezdikten sonra karnımız iyi ce acıktı. Ve uzun araştırmalar sonucunda Konya da ve Türkiye de tek mevlevi derviş mutfağını yapan tek restaurant olan Somatçı Fihi ma Fih'e gittik. 
Şahane lezzetler tattık o döneme ait esintiyi hissetmek şahaneydi.

O dönemlerde sıvı yağ, patates, domates, salça, salatalık gibi ürünler olmadığı için yemeklerde asla bunlar kullanılmıyor.  Tamamen o döneme özgün lezzetler yiyorsunuz. Ve aynı dervişler gibi yemeğe başlıyor onlar gibi yemeği sonlandırıyorsunuz. İçeride çalan ney müziği ile içiniz bir huzur kaplıyor ki sormayın..
Somatçı demek o dönemde yemeği dağıtan demekmiş. Fihi ma Fih ise ''ne varsa içindedir'' demek olup bu isimle Hz. Mevlana nın da eserinin adıymış. Ve her yemeğin bir anlamı varmış.

Gelelim yediklerimize;
Önden sirkencübin denilen içeceği içtik. Bal, sirke ve sudan oluşan bir karışım midenin ağrımasını, yediklerinizin geri tepmemesi için o dönemde dervişler bununla yemeğe başlarlarmış, sonrasında üçlü bir tabak geldi tuz ekmek, yoğurtlu bir karışım ve ballı susam yemek öncesi bunları tüketiyorsunuz ve kendinizi dönemde hissediyorsunuz. resimlerini çekmeyi unuttuğum için buraya koyamıyorum:)

Cevizli biberli çorba

Bademli köfte ve safranlı pilav

Erikli Et bundan başka incirlisini de yapıyorlar..

Badem helvası, incir dolması, gül şerbeti

 Tabakların güzelliği...

İçeriden bir görüntü

Böyle bir aşk odası yapmışlar ne kadar güzel değil mi? 
 O dönemde aşkı yaşayan dervişleri hissediyorsunuz. 

Sonrasında Mevlana müzesinin 16:40 da kapandığını bilmeden Alaaddin tepesine çıktık. Konya merkezde, ancak tepede kalıyor. Alaaddin Cami restore edildiği için çok fazla göremedik. içerisine girdik bir bölümü açıktı oradan biraz görme imkanımız oldu.

Türkiye’nin Konya iline bağlı Karatay Merkez ilçesinde yer alan tepe Alâeddin Tepesi olarak adlandırılır. 450 metre x 350 metre boyunda olup, 20 metre yüksekliğe sahi olan tepe, höyük olarak isimlendirilen protohistorik (ilk çağ) yerleşim bölgelerinden biriydi. Türk Tarih Kurumu miladi 1941 senesinde bir arkeolojik kazı gerçekleştirmiş ve buraya yapılan ilk yerleşimin MÖ 3000’li yıllarda Erken Tunç Çağında gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. 

Erken Tunç Çağından sonra sırasıyla Frigler Dönemi, Helenistik Dönem, Roma İmparatorluğu Dönemi, Bizans İmparatorluğu Dönemi, Selçuklu Devleti Dönemi ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinde de yerleşim alanı olarak tercih edilmiştir. 

Günümüzde ise Alâeddin Tepesi, tarihi değeri ile birlikte binlerce Konyalının güzel vakit geçirdiği bir mesire alanıdır. Alâeddin Tepesi, Hitit Uygarlığına bile ev sahipliği yapmış, köklü bir tarihi geçmişe sahip nadir yerlerdendir. Alâeddin Tepesi, Hitit Uygarlığı’nın MÖ 1190 yılında yıkılmasından sonra Frigyalıların kontrolü altına girdi. Alâeddin Tepesi, Friglerin kontrolü altına girince Kawania ismini almıştır. Bundan sonra da Lidyalıların eline geçmiştir Alâeddin Tepesi.


Ve tabi ki en son olarak Hz. Mevlana türbesi ve müzesi ve ne acıdır ki biz gittiğimizde kapanmıştı. o kadar üzüldüm ki içeriye girememek beni çok üzdü ve o anda gözlerim doldu sinirlendim ama ah ettim Konya ya Şebi Aruz etkinliklerine geleceğim seneye inşallah o zaman doya doya göreceğim. 

Her yıl Aralık ayında Mevlana nın ölüm yıldönümü olduğu için festival niteliğinde yapılıyor. Çok anlattılar o sema gösterisini mutlaka gelip yerinde izlemek istiyorum. Eminim ki şahanedir.

Ve türbe destansı hikayesiyle sırlarıyla olan türbe göremedim beni en çok üzen o oldu. o yüzden sırlarla dolu hikayesini paylaşmayacağım umarım seneye geldiğim vakit onu ayrı bir yazı olarak yazarım. 


Sadece şanslıyız ki hem gündüz hem de gece görebilme imkanımız oldu. Yanında sultan II. Selim cami ile birlikte ne kadar güzel bir manzara değil mi?

İçeri giremesem de duamı okudum, dileklerimi diledim, dularımda buluştuk çok şükür.. 
Ama dediğim gibi seneye kısmet olursa aralıkta Konya dayım.. 

Konya inanılmaz sakin ve huzurlu bir şehir ve çok temiz insanları da çevresi de o yüzden tavsiye ettiğim şehirler arasına girmeyi başardı. Eğer yolunuz düşerse tadını çıkara çıkara gezin bu güzel şehrimizi ya da yolunuzu düşürün program yapın gelin derim ben..

Bir güzel geziyi bitirirken Mevlana nın güzel bir sözüyle veda ediyorum sizlere bir başka gezide buluşmak üzere sevgilerimle..

Küle döndüysen, yeniden güle dönmeyi bekle.. Ve geçmişte kaç kere küle dönüştüğünü değil, kaç kere yeniden küllerin arasından doğrulup yeni bir gül olduğunu hatırla…! 
-Hz. Mevlana


Devamını Oku »

21 Kasım 2017

Grand Hyatt İstanbul’da 2018’e Unutulmaz Bir Başlangıç Yapın


Grand Hyatt İstanbul, bu yıl da hem noel hem yılbaşı için hazırladığı birbirinden güzel menülerle misafirlerini bekliyor.  Gas Brothers ve Utku Yurttaş yılbaşı yemeği süresince jazz, piano ve 70’lerden günümüze popüler müzikleri çalacaklar. Gece, Gas Brothers’ın perküsyon show’unun da yer aldığı performans ve after party ile devam edecek.

Noel Menüsü, Grand Hyatt İstanbul’da
Grand Hyatt’ın içinde bulunan 34 Restoran, içinde leziz hindinin de olduğu Noel Yemeği özel menüsü ile 24 Aralık Pazar günü aile kutlamaları ya da arkadaş buluşmaları için ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 24 Aralık akşam başlayan ziyafet 25 Aralık Pazartesi günü öğlen ve akşam da devam ediyor.  Kişi başı 218 TL olan menü için önceden rezervasyon gerekiyor.




Yılbaşı gala yemeği ve eğlencesi
Yeni yıla sevdikleriyle beraber güzel bir başlangıç yapmak isteyenleri 34 Restoran’ın deneyimli şeflerinin elinden çıkan geleneksel Türk ve Akdeniz mutfağının lezzetlerinden oluşan açık büfe bekliyor. 

Gas Brothers ve Utku Yurttaş’ın yılbaşı yemeği süresince jazz, piano ve 70’lerden günümüze popüler müziklerin çalacağı gece, Dining salonunda Gas Brothers’ın performans sergileyeceği, perküsyon show’unda dahil olduğu after party ile devam edecek. Sabahın ilk ışıklarına kadar devam edecek after party, yılbaşı ücretine dahil. 
34 Restoran’da, 31 Aralık Pazar günü saat 20:00’de başlayan ve gece yarısı 02:00’ye kadar sürecek olan yılbaşı gala yemeğinin kişi başı fiyatı limitsiz yerli alkol içecekler 518 TL, limitsiz yerli & yabancı içecekler dahil fiyatı ise 618 TL. Minik misafirler için de kişi başı fiyat 318 TL.



Keyifli geçen yılbaşı gecesinin ardından 1 Ocak Pazartesi günü saat 12.00-16:00 arasında 34 Restoran’daki brunch’ta arkadaşlarınızla, ailenizle, sevdiklerinizle yeni yılın ilk gününü kişi başı fiyatı 218 TL olan brunch ile keyifli bir şekilde geçirebilirsiniz.  


Bir boomads advertorial içeriğidir.
Devamını Oku »

15 Kasım 2017

Akdenizin Son İncisi Adana

Selamlar sevgiler herkese, sizlere bugün sıcacık bir yerden bahsecedeğim Akdeniz bölgesinin sonlarında yer alan Adana, öylesine sıcak bir yer ki Ekimin sonunda kısa kollu dolaştık,  insanların hala sandalet giydiği, güneşin hala yaktığı bir ilimizmiş Adana. Daha önce bir tur dönüşü kıyısından geçmiştik ancak içerisine girmek nasip olmamıştı. Thy nın güzel bir kampanyasıyla 28 Ekim de gittik ve orayı görme yaşama fırsatı yakaladık..

Uçaktan iner inmez hava limanından taksiye bindik ve ben güzergahı konuşarak şoförden yardım aldım sağolsun bize yol programı çizdi zaten havalimanı merkezin ortasında şehire yakın ve gideceğimiz yerler yürüme mesafesi kadar yakın olduğu için ilk durağımız Sabancı Merkez Cami oldu. Cami 1999 senesinde yapılmış ve Adanın sembolü gibi olmuş inanılmaz büyük tam tamına 25.000 kişilik bir cami..






Yol üzerinde denk geldiğimiz kuruyemişçi arabası, Adana da böyle yemişçiler bulmak mümkün, tahta araba üzerinde altta ısıtılan bir mekanizma yanda tüten bacasıyla oldukça değişik bir kültür geldi bana.. Her ne kadar arabanın sahibi resim çektiğimiz için bize kızıp küfür etse de Adana'nın insanının bu kadar kaba olduğunu sanmıyorum. Ben o arabacının cahilliğine verdim inşallah herkese böyle yapmaz..

Sabancı Cami den çıkınca hemen yanın başlayan büyük bir park görüyorsunuz. Alabildiğine uzanıyor.
Merkez Park, Seyhan Nehri'nin her iki yakasına kurulmuş toplam 33 hektar büyüklüğündeki şehir parkıdır. Güneyde Sabancı Merkez Camii ile kuzeyde Galleria alışveriş merkezi arasında kalan park, 2004 yılında açılmıştır. Türkiye'nin en büyük parkıdır.

Merkez parktan bir görüntü

Merkez park boyunca uzanan seyhan nehri, sanırım Adana da en çok onu sevdim zaten nehirleri hep sevmişimdir. Seyhan Nehri boyunca yürüme yolu var nehir kenarında seyyar satıcılar bulunuyor. Bi tanesi o kuruyemişçi araba:)
Akdeniz'e dökülen en büyük nehir özelliği taşıyan Seyhan Nehri, Çukurova'nın en önemli nehirlerinden biridir. Yaz mevsiminde Adanalılar buraya ağaçların gölgesinde  serinlemek için geliyorlarmış bir de su sporları yapılıyormuş yaz zamanı, eğlenceli oluyordur diye düşünüyorum.

Nehir kenarından bir görüntü

Nehir boyunca yürüdük ve o bizi  tabi ki Adana deyince akla ilk gelen yapısı Taş köprüye kavuşturdu, Muazzam bir şekilde hala ayakta ve dimdik eskiden araba trafiğine de açıkmış ancak artık yaşı sebebiyle sanırım trafiğe kapalı bence de iyi olmuş tarihi korumak gerektiğine inanırım daima.

TaşköprüSeyhan Nehri üzerinde, Adana şehir merkezinde, Doğu ve batı yakalarını birleştiren, tarihi köprü

Bir Roma dönemi eseridir. Seyhan Nehri üzerinde bulunan Taşköprü`nün, M.S. 384`de Mimar 

Auxentus tarafından yaptırıldığı belirtiliyor. Dünyanın şehiriçi trafikte kullanılan en eski köprüsüdür. Batı ucunda Türkiye`nin en büyük camiisi Sabancı Merkez Camii,
 doğu ucunda ise HiltonSA oteli bulunmaktadır. 
Orijinali 21 gözlü olan köprü, Seyhan Nehri`nin ıslahı sırasında 7 gözünün toprak altında kalmasıyla 14 gözlü olarak hizmet veriyor. Osmanlı
 döneminde birkaç kez onarılan Taşköprü, günümüzde de hizmet vermeye devam etmektedir. 

Köprü üzerinden Sabancı merkez cami görüntüsü..

Sonrasında yolumuzu Kazancuılar çarsısına doğru çevirdik yine yürüyerek merkeze doğru yol aldık merkezde bulunan Adananın en eski camisine geldik içeride namaz kılındığı çin giremedik ama dışarıdan fotoğraflama şansımız oldu.

   Ramazanoğlu Beyliği döneminin ünlü beylerinden Halil Bey tarafından 1507 yılında yaptırılmıştır.      Külliye; cami, medrese, türbe (Halil Bey Türbesi), vakıf sarayı olarak adlandırılan harem dairesi ve          Tuz Hanı da denilen selamlıktan oluşmakta olup, karemsi plan üzerine kurulmuştur.
    Klasik Osmanlı camilerinden farklı olarak kitle etkisi çok fazla dikey olmayan Ulu Cami, Memluk              ve Selçuklu üsluplarını yansıtmaktadır.
 

Caminin önünden geçip saat kulesinin oraya geldik. Saat kulesi oldukça uzun ve büyük.. Yanında fotoğraflama şansı pek olmadığı için çarşı içinden çekmeye çalıştım.

1881 yılında Vali Ziya Paşa’nın valilik döneminde yapılmaya başlanan Büyük saat kulesi, 1882 yılında Vali Abidin paşa zamanında tamamlanmıştır. Yüksekliği 32 metre olan Büyük Saat kulesi Ali Müfit caddesinde bulunmaktadır. 8 metre genişliğinde diktörtgen şekilde yükselen saat kulesinin 4 tarafında saat kadranı bulunmaktadır. Almanya dan 1925 te özel olarak getirilen saat makinesiye yenilen kulenin tepesinde motifler ve kabartmalarla süslenmiş dev bir çan vardır. 

Gitmeden araştırdım kebap en iyi nerede yenir diye ancak benim bulduklarımı orada kimseden duymadım. İlk olarak bindiğimiz taksi şoförünün söylediği Kazancılar kebabı halkın içinden de diyenler olunca rotamızı Kazancılara çevirdik. Açıldığı ilk günden beri tek şube olarak kalan işi fabrikasyonlaştırmayan bir yer kazancılar, oldukça da cici bir görüntüsü var. Burada oturduk karnımızı doyurduk ne diyeyim kebabı, ciğeri, salataları, turşusu hepsi birbirinden lezzetliydi. Hatta doymadık birer kebap daha yedik.. yolunuz Adana ya düşerse kebabınızı Kazancılarda yemenizi tavsiye ederim.



Adana da yer gök kebap, tatlı her yerde tatlıcılar var, Bunlardan en meşhuru tatlıcı gönül kardeşlermiş bizde ona gittik tatlımızı yedik. Ancak şöyle bir sistem var orada herkes ayakta yiyor önlerinde kağıtlar tepsiden istedikleri kadar yiyorlar sonra satıcı soruyor kaç tane diyor ona göre parasını ödüyorsunuz. Çok ilginç değil mi? benim hiç daha önce görmediğim bir yöntemdi bu ehh bizde yöntem neyse ona göre yedik içtik:)

Yarım ay şeklinde olanlar taş kadayıf kaymaklı, cevizli, fıstıklı olmak üzere 3 çeşit yapılıyor., diğerleri halka tatlısı..

Burada ki güzellik ise Adana nın yöresel tatlısı karakuş..

Adanaya kadar gidipte şalgam içmeden dönülür mi? tabi ki hayır en özelini en güzelini içtik nerede mi? tabi ki Ali Göde de şalgamlarında aynı tatlıcılarda ki gib ayakta içilen şalgamlar ama inanılmaz güzel ben böylesini içmemiştim. Kargo hizmetleri de var sipariş veriyorsunuz getiriyorlar..
 

En son olarak ta günü bitirdiğimizde dönüşe geçecektik ki turizm bürosu gördüm hemen dalsım içeriye daha görülecek yerler var mı diye bir çoğunu görmüş olmanın mutlulukla hemen arkalarında bir Etnografya müzesi olduğunu öğrendik gitmeden orayı gördük bu da ekstra bir güzellik oldu. Çünkü Atatürk müzesini görmeyi kaçırmıştık. Bu onun yerine olsun dedik. Müzede tipik adana evleri, kültürleri yansıtılmış. 
Bir de eskiden kilise olan yan binayı şimdilerde koruma altına alıp içeride konferansların verilebileceği bir yer haline getirmişler ne güzel...

Müzeden kareler çok var ama az ve öz olarak bu kadarını paylaşıyorum..




Adana gezimiz burada noktalanıyor. Bir başka gezide görüşmek üzere sevgilerimle..
Gezmek insanın doğasını canlandırır, özüne inmesini sağlar, yepyeni görüşler kazandırır.

Devamını Oku »