>

13 Mart 2012

MEYDANLARIMIZ VARDI ESKİDEN...(ANILARA İTHAFEN)

Hafta sonu annemdeydim otururken birde eskiler geldi aklıma yaşananlar ,anılar ve o anda yazmaya başladım reçellerim buyrun keyifle okuyun...

Annemlerin evi 3 katlı müstakil bir ev, üzerinde terası, terasında aşağıdaki balkonlara uzanan bir asması olan, kenarlarında babaannemin elleriyle ektiği rengarenk şebboyların, zambakların, güllerin, akşam sefalarının, Fatmacıkların, karanfillerin ve begonyaların dans ettiği çiçekliği olan bir ev. Her gittiğimde çıkarım terasına, kendimi burada bambaşka bir dünyada hissederim, çünkü orada içilen kahvenin yerini hiçbir şey alamaz.  

Çoğu kez halamla karşılıklı oturur dertleşiriz eski resimlere bakar resimde olup ta artık hayatta olmayanlarımızı anarız. Canım dedem ve babaannem bizim koca çınarlarımız daha bizi bırakmadılar o yüzden onlar bizim için çok değerli. 


Eskiden manzarası harikaydı evimizin Haliç Köprüsüne bakarak yerdik yemeklerimizi, çayımızı içerken Galata Kulesi’ni seyre dalardık. Ama zamanla yükselen binalar kapadı önümüzü şimdi hiçbir şey göremiyoruz. Yine de büyüyen betonlaşan şehirde bu kadarıyla yetinmek güzel diye düşünüyorum.  

Eskiden koşup oynadığımız meydanlarımız vardı. Çocukluğumuzun geçtiği birbirimizle yarıştığımız meydanlar. Her mahallede her evin önünde ayrı muhabbetlerin yapıldığı, küçük tabureler ya da killim serilen meydanlarımız. Kadınların günün dedikodusunu yaptığı, kiminin dantel ördüğü, kiminin nakış işlediği, kiminin ise yemek derdinde olduğu meydanlar.  


Meydanlarımız vardı eskiden yükselen binaların arasında değildik. Bahçelerimiz, ağaçlarımız vardı yazları salçalar, tarhanalar yapılır, kışın gelen kömürü hep birlikte taşıdığımız, şimdiki gibi fatura derdimizin olmadığı, açın halinden anladığımız, kömürü bitene kömür verdiğimiz. 

Meydanlarımız vardı yaz kış gelip geçtiğimiz evimizin yolu olan. İndirme balkonlarımızda otururken gelene geçene baktığımız meydanlarımız. Sevinçlerimizi, hüzünlerimizi paylaştığımız, mahalle satıcıları geldiği zaman başına doluştuğumuz meydanlarımız. 

Kına gecelerini yaptığımız eğlenceyle, coşkuyla oynadığımız birinin düğünü olduğu zaman o meydanda kendi düğünümüzmüş gibi koşuşturduğumuz. Gelin anasını teselli ettiğimiz, giden kız ise kendi kızımız gibi gördüğümüz.  

Hidrellez kutlamalarını yaptığımız, kocaman ateşleri yaktığımız, bir düğün edasında yaşadığımız meydanlarımız. Adetlerin teker teker yapıldığı Hidrellez akşamında taşların toplandığı, kızların dut ağaçı bulma telaşında olduğu, soğanlara dileklerin dilendiği meydanlarımız. Sabahları kırk çeşit otla yıkanıp kendimizi piknik için sokağa attığımız, bayramlarda çocukken kapı kapı dolaştığımız, ellerimizde poşetlerle şekerlerimizi yediğimiz hangimizin daha çok diye göz ucuyla baktığımız meydanlarımız. 

Büyük kentleşme içerisinde yıktılar meydanlarımızı, her bir evin önünü büyük binaların aldığı şimdilerde ise komşuluk kavramının kalmadığı, insanların yüzyüze bakmak yerine mail, mesaj ile konuştuğu meydanlar kaldı elimizde.

Eskiden yaz akşamlarında gece geç saatlere kadar oturulurdu, şimdilerde ise perdeyi açmaya cesaret edemediğimiz meydanlarımız var. Meydan değil ya hani sokak, cadde oldular. Kimsenin kimseyi tanımadığı meydanlarımız var şimdi. Ağaçlarımızın kesildiği, bayramlarımızın bittiği, çocuklarımızın bilgisayar ortamından kalkamayıp insan içine karışmadığı sokaklarımız var şimdi. O zamanlarda çocuklarını gönül rahatlığıyla meydana salan anneler vardı. Şimdi gözünün önünden bir an bile ayıramayan annelerimiz var.

Kenarında aşıkların beklediği meydanlarımız vardı, yol boyu dizilmiş kızlar bakarlardı sevdiklerine, bazen bahanelerimiz vardı meydanlarda ürettiğimiz sadece bir kerecik görebilmek için uydurulan yalanlarımız vardı. Şimdi ki gibi barlarda, diskolarda buluşulmaz bakkal da, tüpçü de görürdük göreceğimizi. Meydanlarımız gitti yıllar önce, taş yığınları üzerlerini örttü, artık ne piknik yapacak yerlerimiz kaldı, nede aşkla bakacak gözlerimiz var. Bu benim meydanlarımdı şimdilerde kalmayan yok olan meydanlarım.  Şimdilerde komşularımın yerinde binaların olduğu meydanlarım.  

Meydanlarımız vardı hayatı sevdiğimiz. Üzüntümüzü paylaştıkça azalttığımız. Daha kaybolmamış meydanınız varsa açın kollarınızı eskileri çağırın yanınıza, dostluğunuzun tadını çıkarın.  






Eskiden ne kaldıysa hayata dair yakalayın REÇELLERİM...


10 yorum:

Lunapark Queen dedi ki...

Ne kadar güzel bir yazı olmuş, çok hoşuma gitti...

Bu arada blogumda Dockers pantolon çekilişi var, ister kendine ister erkek arkadaşına, ister kardeşine.. Harika bir hediye, beklerim :)

http://lunaparkqueen.blogspot.com/2012/03/give-away-dockers-lunapark-queen.html

zeynep dedi ki...

Harika bir yazı olmuş reçelim , çocukluğum özlemle geçti gözlerimin önünden , yüreğine sağlık , sevgiler.

Kokosss ;))) kelebek dedi ki...

ne kadar duygulandım okurken harıka bır yazı olmus:(((

bu arada recelcım cekılısıme beklerım:))

http://kelebegingozunden.blogspot.com/2012/03/dogum-gunu-cekilisi-matras-seyahat.html

Dayatılanla Yaşayan dedi ki...

insan olduğumuzu öğreten meydanlarımız gitti.. yalnız yaşamlar ile insanları daha bir özler olduk..
kalemine sağlık, okunası güzel bir yazı..

PINKY FASHION dedi ki...

tüylerim diken diken olarak okudum yazını, İstanbul'da son 3 senedir yaşadığım için eski halini bilmiyorum ama babamdan dinliyorum arada. eminimki, bilsen daha da çok üzülürdüm şu anki haline

Lilyum dedi ki...

ne kadar güzel anlatmışsın. ne yazık ki sadece istanbulda değil türkiyenin bir çok yerinde problem aynı. bizim evimizin balkonunda da deniz manzarası vardı. hem çayımızı içer hemde izlerdik. şimdi ise sadece bir bölümünden gözüküyor, o kısmı kapmak için birbirimizle yarışıyoruz:)

birtutamkekik dedi ki...

ben köyümü özledim reçelimm:)
roman tadında bir yazı olmuşş.
:)
kalemine sağlık canımm..
sevgilerimleee ..
:)

REÇELİM dedi ki...

@queen çok teşekkürler canım:)

@zeynepçim kalbimle sevgiler:)

@kelebeğim çok sağol canım beğenine teşekkürler:)

@dayatılanla yaşamak ne hoş bir tamamlama olmuş kalemine sağlık:)

@pinky cim canım aynende bende çok üzülüyorum ama elden bişey gelmiyor..sevgilerimle:)

@lilyumcum o manzaranın kapanması kadar kötü birşey yok bilirim canım:)

@kekeiğim canım keşek köylerde yaşama sansımız olsa hiç bir şeye ihtiyaç duymadan ne gizel olurdu değil mi? öperim canım

hepinize kocaman sevgiler...

Modamla dedi ki...

Çok güzel bir yazı. Yüreğin çok güzel senin yaa, gerçekten laf olsun, yorum olsun, torba dolsun diye değil söylediklerim. Sıkılmadan okuyorum, bakıyorum ve takip ediyorum yaptıklarını. Bu arada ben hala Haliç Köprüsüne bakarak yiyorum yemeklerimi :)

http://www.modamla.com/

REÇELİM dedi ki...

modamlam burcum o senin yüreğinin güzelliği canım benim yazdıklarımda ki iyiliği anlayabilecek kadar güzel yüreğin olduğu için kocaman öperim seni:))