>

19 Nisan 2017

TinTin Tur ile Gölyazı-Tirilye-Siği-Mudanya

Merhabalar geçtiğimiz hafta sonu harika bir tura katıldım, arkadaşlarımla eğlenceli ve güzel bir gün geçirdik.  Öncelikle size Tin tin turdan bahsetmek istiyorum yaklaşık 20 yıldır hizmet veren tur bünyesinde barındırdığı rehberleri ve hizmet ekibiyle yolcularını en rahat şekilde yolculuk edebilmeleri için ellerinden geleni yapıyorlar. Samimi ve içten yaklaşımları benden tam not aldı sizlerde bu turla gezmek isterseniz kesinlikle tavsiye ediyorum.

Sabah 7 gibi otobüslerimize bindik, ve İstanbul dan hareketle yol almaya başladık. Feribotla karşıya geçtikten sonra ilk durağımız Yalova da ki Özdilek açık büfe kahvaltı oldu. Kahvaltı enfesti seçenek çok,  ürünler lezzetliydi. Kahvaltı sonrası tıka basa doyduktan sonra tekrar hareketle ilk durağımız olan Gölyazı ya geldik. Hemen Zambak Tepsine çıkıp Gölyazı'yı seyreyledik. Zambak tepesinde Servi ağaçları var anıt ağaç olmuşlar yaklaşık 160 yıldır orada dimdik durmaları  Uluabat gölünün kıyısına konuşlanmış olan Gölyazı ilk bakışta sizi sizden alıyor. O kadar güzel ki bakmalara doyamıyorsunuz.




Gölyazı Tarihi;
Yerleşimin tarihi, Roma dönemine kadar gider. Roma döneminden kalanları, evlerin temel taşlarında görmek mümkündür. Tarihi ve coğrafi orijinal özellikler taşır. Apollon Krallığı'nın merkezi olarak bilinir. Döneminde bir süre Adramytteion (Edremit)'e, bir süre de Kizikos (Edincik)'a bağlı kalmıştır. İmparator Hadrianus (M.S. 117-138) 'un Bitinya gezisi sırasında kente uğradığı, kentin kapısındaki adına konulmuş onur yazısından anlaşılmaktadır.
Bizans Dönemi'nde Apollania ad Rhyndacum, önce Bitinya Piskoposluğu'na bağlı kalmış, daha sonra Nicomedia ve kısa bir süre de Kios piskoposluklarına bağlanmıştır.
Osmanlılar 1302 yılında Baleum (Koyunhisar) Savaşı'ndan sonra, bu kaleye sığınan Kite Tekfuru'nu kovalayarak ilk kez Apollania önlerine gelmişler; ancak bu kuşatma sırasında kaçak tekfurun teslim edilmesi dolayısıyla anlaşmaya vararak geri çekilmişler, yalnızca Alyos adasını ele geçirmekle yetinmişlerdir. Bu adanın ele geçirilmesiyle, esasen Apollania ad Rhyndacum'un gölün çıkış kapısındaki berkitilmiş Lopadion kalesiyle ilişiği kesilmiş bulunuyordu.





160 yaşında Anıt ağaç SELVİ

Gölyazının sokaklarını yürüyerek dolaştık, evlerini, kapılarını, kültürünü yakından tanımaya çalıştık.
Söylediklerine göre 800 rum Yunanistan a yollanmış, geride sadece 60
 Türk kalmış. Giden rumların yerine Selanik ten 200 Türk gönderilmiş. Zamanla kaynaşmışlar Muhacirlerle Manavlar. Zaman zaman gelenler oluyormuş Gölyazı nın yeni Apolyont tan Yunanistan dan otobüslerle gelirler atalarının köylerini gezer mezarlarında ağıtlar yakar meydanda çiftetelli oynarlarmış. Yani hüzünle mutluluğu bir arada yaşarlarmış.









Tur tekneleri bu teknelere binip gölü baştan sona dolaşabiliyorsunuz inanın çok keyifli, 
kişi başı 5TL

Gölyazının tam meydanında girişte öyle bir Çınar ağacı var ki gözlerinize inanamayacaksınız öylesine büyümüş ve öylesine yaşlı ki bir hikayesi bile var. Ona Ağlayan Çınar diyorlar. 
Eskiden Rumların çoğunlukta olduğu bu köyün adı Apolyont'muş. Köyde yaşayan Mehmet isimli bir Türk ile Eleni adında bir Rum kızı birbirlerine sevdalanmışlar. Sürekli bu çınar ağacının oyuğunda buluşurlarmış. Kurtuluş Savaşı yıllarında Rum köylerinin boşaltılması, o köylere Türklerin getirilme zamanı başlamış.


Apolyont'tan ayrılan Rumlardan Eleni'nin abilerini gören Mehmet, Eleni'yi aradığı söylemiş. Abileri de işi zorlaştırmamasını ve Eleni'yi unutmasını söylemişler Mehmet'e. Mehmet direnmiş ve bir kavga çıkmış. Eleni'nin abisi Yorgi, Mehmet'i bıçaklamış. Bıçak izleriyle Mehmet çınar ağacının oyuğuna gitmiş.
Bu sırada köyü terk eden Rumlardan Eleni'nin çok yakın bir kız arkadaşı ona Mehmet'in abisiyle kavga ettiğini söylemiş. Eleni de bunun üzerine konvoydan ayrılıp çınar ağacına gitmiş. Bir de bakmış vücudu kan içinde Mehmet ölmüş. Bunun üzerine de Eleni de orada intihar etmiş. Rivayet edilir ki bazı dönemler, bu dönemlerin net tarihi yok, çınar ağacından kan damlaları akarmış. Bu yüzden bu ağacın Ağlayan Çınar olarak kalmış.

Bu yazıyı özellikle çektim üzerinde ki yazı beni çok etkiledi okuduğunuzda ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Gölyazıda balık lokantaları var. Ama alkollu bir tane var diğerleri alkolsüz, Balıkçılar gördük sazan balığı satıyor göze alabilirseniz ve seviyorsanız alabilirsiniz ben çok tercih etmiyorum Sazanı çünkü çok kılçıklı.


Gölyazı'yı bitirdikten sonra rotamızı Trilye ye yönelttik ve ilk girdiğimiz anda vuruldum oraya 
neden mi? Ben deniz aşığıyım gölden ziyade, o yosun ve balık kokusunun ardından gelen anason beni benden aldı tek kelimeyle Trilye aşk gibi sevda gibi vuruldunuz mu kopamazsınız. Meydanında ki camisi, evleri, sokakları ve çiçekleriyle Trilye herkesin kesinlikle görmesi gereken bir yer ve tabii zeytiniyle, zeytin ve zeytinyağının hası burada çıkarmış tabi biz de aldık. Bizleri harika bir zeytinciye götürdüler orada hem tatma fırsatı hem de alma fırsatımız oldu.

Trilye



Aziz Panteleiman Kilisesi




Gölyazı Aziz Panteleimon (bazı kaynaklara göre Hagias Georgias) Kilisesi Anadolu Rum Ortodoks kiliselerinin önemli ve özgün örneklerindendir. Kaynaklar, eskiden köyde üç kilisenin bulunduğunu ve asıl kilisenin Aziz Georgios’a ithaf edildiğini anlatır. Yapım tarihi ile ilgili bazı kaynaklar 19. yüzyıl sonunu işaret etse de; kilisenin restorasyon çalışmaları sırasında ortaya çıkan 1903 ibaresi; büyük olasılıkla kilisenin bitiş tarihini gösterir.



Mübadeleye kadar ibadet mekânı olan kilise, bu tarihten sonra çeşitli amaçlarla kullanılmış; ancak zamanın ve yangınların etkisiyle günümüze ciddi hasarlarla ulaşabilmiştir. Bursa Nilüfer Belediyesi tarafından aslına uygun olarak restorasyonu gerçekleştirilen kilise, yenilenme çalışmalarını ardından kültürevi olarak işlev kazanmış ve 2014 yılında hizmete açılmıştır.




Taş mektep

Taş Mektep 1909 yılında yapılmış bir binadır. Kıbrıs Eski Cumhurbaşkanı Başpiskopos Makarios’un bu okulda eğitim aldığı ifade edilir. Döneminin Batı mimarisini yansıtan Neo-klasik tarzda bir yapıdır.
İskele caddesinin batısındaki tepede bulunan yapının üzerindeki bir taş oymadaki yazıda “M. MYPIDHS APXITEKTWN 1909” (M. Miridis Arhitektoğn 1909) ifadesinden mimarı ve yapım yılı anlaşılabilir. (Akıncıtürk, 2000) Sonradan İzmir Metropoliti olan Hrisostomos, bu okulda müdürlük yapmıştır[kaynak belirtilmeli]. Bu bina 1924 tarihinde şehit, öksüz, yetim çocukların okudukları Dâr-ül Eytam (Öksüz Yurdu) olarak Kazım Karabekir Paşa tarafından açılmıştır.


Dündar Evi

Eski bir kilise binası olan Dündar Evi, Rumların bölgeyi terk etmesi ardından özel mülkiyet olmuştur. Bu gün halen konut olarak kiralanan bu eski kilisenin içinde 3 aile oturur. Ana giriş, kemerli taş bir kapıdandır. Giriş bölümü 3 katlıdır. Giriş katında pencereler küçük ve karedir. İkinci katta pencereler daha büyüktür ve dikdörtgendir. Üçüncü katta ise pencere üstleri kemerle tamamlanır.



Trilye Limanı 



Trilye de en sevdiğim şey sahilde balık restaurantları ve içlerinde çalan müzik ve anason kokusu içime çekip işte hayat bu dedim kendi kendime insanı gençleştirir ve ruhunu tazeler...

Tirilye Sahilleri


  

Tirlye de ki tarihi ve güzellikleri gördükten sonra rotamızı Siği köyüne yönelttik bu köy sessiz sakin dinlenmek için birebir bir köy, köy kadınlarının açmış olduğu yardım derneğinde çiğ börek yedik, alışveriş yaptık  onlara katkıda bulunduk. Siği köyünde Akdeniz esintisi var köyde turunçgil ağaçlarını bolca görmek mümkün. Yalnız ev fiyatları oldukça yüksek beğendiğimiz bir evin fiyatını sorup 2.2 milyon olduğunu duyunca hızla vezgeçtik:) Ama tabi daha uygunları mutlaka vardır kararlı olup araştırmak gerek.

Eski Zeytinyağı Fabrikası

Turunç ağaçları



Çeşme

 Tirilye nin Güzellikleri





Siği den sonra artık iyice acıkmıştık ve yemek için Rotamız Mudanya oldu Meşhur Meral ablanın balık restaurantına gittik orada salata, mezgit ve arkasından sıcak helva ile günü tamamladık..

Mudanya Sahilleri

Meral Abla da yemek yerken

Bir tur daha böyle güzelliklerle bitti, insanın yanına kar kalırmış gördüğü yerler, gezmek ug-fkunuzu açar içinizi güzelleştirir o yüzden bol bol gezmeli diyorum ben bu tur için de Tin Tin tura kocaman teşekkürler ediyorum. 
Ayrıntılı bakmak için tıktık..
http://www.tintintur.com/

Bir sonra ki gezimizde buluşuncaya kadar sevgiyle kalın.

1 yorum:

soslu badem dedi ki...

fotoğraflara bayıldım :)