>

15 Kasım 2017

Akdenizin Son İncisi Adana

Selamlar sevgiler herkese, sizlere bugün sıcacık bir yerden bahsecedeğim Akdeniz bölgesinin sonlarında yer alan Adana, öylesine sıcak bir yer ki Ekimin sonunda kısa kollu dolaştık,  insanların hala sandalet giydiği, güneşin hala yaktığı bir ilimizmiş Adana. Daha önce bir tur dönüşü kıyısından geçmiştik ancak içerisine girmek nasip olmamıştı. Thy nın güzel bir kampanyasıyla 28 Ekim de gittik ve orayı görme yaşama fırsatı yakaladık..

Uçaktan iner inmez hava limanından taksiye bindik ve ben güzergahı konuşarak şoförden yardım aldım sağolsun bize yol programı çizdi zaten havalimanı merkezin ortasında şehire yakın ve gideceğimiz yerler yürüme mesafesi kadar yakın olduğu için ilk durağımız Sabancı Merkez Cami oldu. Cami 1999 senesinde yapılmış ve Adanın sembolü gibi olmuş inanılmaz büyük tam tamına 25.000 kişilik bir cami..






Yol üzerinde denk geldiğimiz kuruyemişçi arabası, Adana da böyle yemişçiler bulmak mümkün, tahta araba üzerinde altta ısıtılan bir mekanizma yanda tüten bacasıyla oldukça değişik bir kültür geldi bana.. Her ne kadar arabanın sahibi resim çektiğimiz için bize kızıp küfür etse de Adana'nın insanının bu kadar kaba olduğunu sanmıyorum. Ben o arabacının cahilliğine verdim inşallah herkese böyle yapmaz..

Sabancı Cami den çıkınca hemen yanın başlayan büyük bir park görüyorsunuz. Alabildiğine uzanıyor.
Merkez Park, Seyhan Nehri'nin her iki yakasına kurulmuş toplam 33 hektar büyüklüğündeki şehir parkıdır. Güneyde Sabancı Merkez Camii ile kuzeyde Galleria alışveriş merkezi arasında kalan park, 2004 yılında açılmıştır. Türkiye'nin en büyük parkıdır.

Merkez parktan bir görüntü

Merkez park boyunca uzanan seyhan nehri, sanırım Adana da en çok onu sevdim zaten nehirleri hep sevmişimdir. Seyhan Nehri boyunca yürüme yolu var nehir kenarında seyyar satıcılar bulunuyor. Bi tanesi o kuruyemişçi araba:)
Akdeniz'e dökülen en büyük nehir özelliği taşıyan Seyhan Nehri, Çukurova'nın en önemli nehirlerinden biridir. Yaz mevsiminde Adanalılar buraya ağaçların gölgesinde  serinlemek için geliyorlarmış bir de su sporları yapılıyormuş yaz zamanı, eğlenceli oluyordur diye düşünüyorum.

Nehir kenarından bir görüntü

Nehir boyunca yürüdük ve o bizi  tabi ki Adana deyince akla ilk gelen yapısı Taş köprüye kavuşturdu, Muazzam bir şekilde hala ayakta ve dimdik eskiden araba trafiğine de açıkmış ancak artık yaşı sebebiyle sanırım trafiğe kapalı bence de iyi olmuş tarihi korumak gerektiğine inanırım daima.

TaşköprüSeyhan Nehri üzerinde, Adana şehir merkezinde, Doğu ve batı yakalarını birleştiren, tarihi köprü

Bir Roma dönemi eseridir. Seyhan Nehri üzerinde bulunan Taşköprü`nün, M.S. 384`de Mimar 

Auxentus tarafından yaptırıldığı belirtiliyor. Dünyanın şehiriçi trafikte kullanılan en eski köprüsüdür. Batı ucunda Türkiye`nin en büyük camiisi Sabancı Merkez Camii,
 doğu ucunda ise HiltonSA oteli bulunmaktadır. 
Orijinali 21 gözlü olan köprü, Seyhan Nehri`nin ıslahı sırasında 7 gözünün toprak altında kalmasıyla 14 gözlü olarak hizmet veriyor. Osmanlı
 döneminde birkaç kez onarılan Taşköprü, günümüzde de hizmet vermeye devam etmektedir. 

Köprü üzerinden Sabancı merkez cami görüntüsü..

Sonrasında yolumuzu Kazancuılar çarsısına doğru çevirdik yine yürüyerek merkeze doğru yol aldık merkezde bulunan Adananın en eski camisine geldik içeride namaz kılındığı çin giremedik ama dışarıdan fotoğraflama şansımız oldu.

   Ramazanoğlu Beyliği döneminin ünlü beylerinden Halil Bey tarafından 1507 yılında yaptırılmıştır.      Külliye; cami, medrese, türbe (Halil Bey Türbesi), vakıf sarayı olarak adlandırılan harem dairesi ve          Tuz Hanı da denilen selamlıktan oluşmakta olup, karemsi plan üzerine kurulmuştur.
    Klasik Osmanlı camilerinden farklı olarak kitle etkisi çok fazla dikey olmayan Ulu Cami, Memluk              ve Selçuklu üsluplarını yansıtmaktadır.
 

Caminin önünden geçip saat kulesinin oraya geldik. Saat kulesi oldukça uzun ve büyük.. Yanında fotoğraflama şansı pek olmadığı için çarşı içinden çekmeye çalıştım.

1881 yılında Vali Ziya Paşa’nın valilik döneminde yapılmaya başlanan Büyük saat kulesi, 1882 yılında Vali Abidin paşa zamanında tamamlanmıştır. Yüksekliği 32 metre olan Büyük Saat kulesi Ali Müfit caddesinde bulunmaktadır. 8 metre genişliğinde diktörtgen şekilde yükselen saat kulesinin 4 tarafında saat kadranı bulunmaktadır. Almanya dan 1925 te özel olarak getirilen saat makinesiye yenilen kulenin tepesinde motifler ve kabartmalarla süslenmiş dev bir çan vardır. 

Gitmeden araştırdım kebap en iyi nerede yenir diye ancak benim bulduklarımı orada kimseden duymadım. İlk olarak bindiğimiz taksi şoförünün söylediği Kazancılar kebabı halkın içinden de diyenler olunca rotamızı Kazancılara çevirdik. Açıldığı ilk günden beri tek şube olarak kalan işi fabrikasyonlaştırmayan bir yer kazancılar, oldukça da cici bir görüntüsü var. Burada oturduk karnımızı doyurduk ne diyeyim kebabı, ciğeri, salataları, turşusu hepsi birbirinden lezzetliydi. Hatta doymadık birer kebap daha yedik.. yolunuz Adana ya düşerse kebabınızı Kazancılarda yemenizi tavsiye ederim.



Adana da yer gök kebap, tatlı her yerde tatlıcılar var, Bunlardan en meşhuru tatlıcı gönül kardeşlermiş bizde ona gittik tatlımızı yedik. Ancak şöyle bir sistem var orada herkes ayakta yiyor önlerinde kağıtlar tepsiden istedikleri kadar yiyorlar sonra satıcı soruyor kaç tane diyor ona göre parasını ödüyorsunuz. Çok ilginç değil mi? benim hiç daha önce görmediğim bir yöntemdi bu ehh bizde yöntem neyse ona göre yedik içtik:)

Yarım ay şeklinde olanlar taş kadayıf kaymaklı, cevizli, fıstıklı olmak üzere 3 çeşit yapılıyor., diğerleri halka tatlısı..

Burada ki güzellik ise Adana nın yöresel tatlısı karakuş..

Adanaya kadar gidipte şalgam içmeden dönülür mi? tabi ki hayır en özelini en güzelini içtik nerede mi? tabi ki Ali Göde de şalgamlarında aynı tatlıcılarda ki gib ayakta içilen şalgamlar ama inanılmaz güzel ben böylesini içmemiştim. Kargo hizmetleri de var sipariş veriyorsunuz getiriyorlar..
 

En son olarak ta günü bitirdiğimizde dönüşe geçecektik ki turizm bürosu gördüm hemen dalsım içeriye daha görülecek yerler var mı diye bir çoğunu görmüş olmanın mutlulukla hemen arkalarında bir Etnografya müzesi olduğunu öğrendik gitmeden orayı gördük bu da ekstra bir güzellik oldu. Çünkü Atatürk müzesini görmeyi kaçırmıştık. Bu onun yerine olsun dedik. Müzede tipik adana evleri, kültürleri yansıtılmış. 
Bir de eskiden kilise olan yan binayı şimdilerde koruma altına alıp içeride konferansların verilebileceği bir yer haline getirmişler ne güzel...

Müzeden kareler çok var ama az ve öz olarak bu kadarını paylaşıyorum..




Adana gezimiz burada noktalanıyor. Bir başka gezide görüşmek üzere sevgilerimle..
Gezmek insanın doğasını canlandırır, özüne inmesini sağlar, yepyeni görüşler kazandırır.

Hiç yorum yok: